BAYBURT ZİYARETİ

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdırePosta

 27-31 Temmuz 2006

5 günlük kısa bir Bayburt ziyaretinin uzun notları...

Bu yaz memleketime gitmeyi istiyordum aslında ama bu ziyaret plansız ve çok ani oldu. Annemler Bayburt'taydı, sabah aradı beni, şenlikler başladı gel dedi. Ben de henüz uyanamamıştım ama sonra biletimi aldırdım ve çıktım yola. Önce uçakla Erzurum'a oradan da otobüsle Bayburt'a geçtim.

Yolculuk, Bayburt, şenlikler vb. ile ilgili bir şeyler yazmak istedim... Yazının devamında..


Erzurum otogarında otobüsün kalkmasını beklerken, bir anons yapıldı. "Erzurum turizmin 18 nolu yolcusu, lütfen otobüsteki yerinizi alın." Ankara otogarından otobüsün hareket saati geldiğinde yapılan anonsa alışkınım da, yolcuya özel anonsu ilk kez gördüm. Yurdum insanı, CRM, kişiye özel hizmet, müşteri odaklı yaklaşım şu bu hiçbir şey bırakmamış dedim kendi kendime :) Yine Erzurum otogarında çevşen satmaya çalışan çocuğu görünce, ona da biraz satış teknikleri ile ilgili bir şeyler söylemek istedim ama sonra kendi kendime "iyi ki bir şeyler öğrenmişsin, herkese anlatmak ve her yerde uygulamak istiyorsun" dedim ve vazgeçtim. Kendine özgü bir satış tekniği elbet uyguluyordur. Kendine özgü bir CRM tekniği olan anons gibi :)

Bayburt'a, küçük ve şirin memleketime, akşama doğru varmıştım. Bayburt'a 3-4 yıl aradan sonra ilk kez geliyordum ama her şey aynıydı sanki. Her şey nasıl aynı kalabilirdi ki? Sadece aynı şeyleri gören gözdeydi belki de sorun. Anneannemlerin evine gittim doğruca, anneme değilse de, anneannem, teyzem ve kardeşlerim için sürpriz olmuştu.

Teyzemin kızının doğum günüymüş o gün ve bir pasta alıp gittik teyzemlere. Buradaki ayrıntılara gerek yok ama sadece küçük bir an aklımda kaldı, onu yazmadan geçemeyeceğim. Teyzemin bir de küçük oğlu var. Diğer çocuklarla hep beraber mumları üfledikten sonra pastayı yerken bir anda dedi ki: "Alim abi, çok hayır göresen.." Bu bizim oralarda sık kullanılan bir hayır duasıdır. Küçük bir çocuğun ağzında, bambaşka bir anlama bürünmüştü. Modern anlamda teşekkür ediyordu ama çok daha fazlasıydı bence...

Bayburt Şenlikleri demiştim, tam adını yazayım. Bayburt Dede Korkut Uluslararası 12. Kültür ve Sanat Şölenleri. Bizim şenliklerin ismi görmeyeli uzamış ve süslenmiş :) Bir de uluslararası kelimesi eklenmiş ki sormayın gitsin. Ama yalan da değil. Almanya, Fransa, Hollanda vb. ülke plakalı araçlarla doluydu şehir. Ayrıca Türkiye'nin birçok değişik ilinden gelmiş araçlar. Bayburt araç ve insan açısından en kalabalık dönemini yaşıyordu şüphesiz. Öyle ki paralı otoparka ihtiyaç duyulması bile çok garip geldi. Bayburt'ta otopark, trafik lambaları vs. olmaz :) Yani trafik lambalarımız var da nadiren kullanıyoruz. Ayrıca taksimetre de açılmaz, belli birkaç sabit ücret var taksiler için. Şehir içi dolmuşları da son yıllarda hizmet vermeye başlamış.

Gelelim şenlikten notlara.. Şenlikler ben gelmeden bir gün önce başlamış ve ben gitmeden de bir gün önce bitmişti. 3. günden itibaren etkinliklere katıldık. Bayburt şenliklerinde ilk kez seminer yapıldığına şahit oldum. 2 seminer düzenlenmişti. Birine katılma imkanım oldu. Güzel de oldu, Avrupa Birliği Genel Müdürü vardı konuşmacı olarak. Güzel de bir sunum yaptı, ilgi ile dinledim. Ayrıca kendisi de Bayburt'luymuş, daha da hoşuma gitti :) Bir de TOKİ'den temsilci vardı. Akşam da stadyumdaki konsere gittik. Bayburt türküleri ve halk müziği ağırlıklı bir konserdi. Zaten Bayburt'ta olduğum sürece bol bol türkü dinledim; hem konserlerde hem de arabada.

Yine ilginç bir şey daha. Cuma namazına gittim. Ulu Cami'ye gitmiştim, eski bir cami. Duvarda antenli bir alet gözüme çarptı ama ne olduğunu anlayamadım. Sonra hoca aydınlattı beni. Aynen şöyle dedi hutbe sonunda. "Möhterem cömaat, cep telefonlarınızı kapatın dedik dedik, kapatmadınız. Biz de bir alet aldık, kapattık. Cemaatten para toplamak da yasak, cemaatimizden birileri bu aletin masrafını karşılarsa çok iyi olur." Yukarda Bayburt yine aynı Bayburt yazmıştım, sözümü bu noktada geri alıyorum. Büyük bir gelişme söz konusu. Camilerde cep telefonu kesiciler kullanılıyor. Teknolojinin son noktası :) Ankara'yı geçmişiz bu konuda da haberim yok.   

Cumartesi günü ailecek, Aydıntepe Yer Altı Şehri'ni gezdik. (Aydıntepe ilçesi ve Yer Altı Şehri hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayın)   

Bir akşam da kalede ailecek akşam yemeği yedik. Ayrıca bol bol lahmacun ve pide yedim. Bayburt'un pidesi, lahmacunu bir başkadır... Bir gün de köye gittim, aslında daha çok kalmak, balığa falan da gitmek isterdim ama akrabalarımızı bile çok az görecek zamanım oldu.

Cumartesi sabahı da temel atma törenindeydim.. Şirketimiz (Bayburt İnşaat), Bayburt'ta köy yollarını ve bir lise binası inşaatını yapıyordu ve bir de yeni otobüs terminali inşaatını yapacaktı. Bunun için bir tören yapıldı. Törende iki Bayburt milletvekili, vali, belediye başkanı konuştu. Şenlik ekiplerinden halk oyunları da gösterilerini yaptılar. Ardından deve gösterisi yapıldı. Halk oyunlarından da Adıyaman ekibini çok beğendim, zaten ekip dünya birincisiymiş. Temel atıldı ve tören de sona erdi...

Pazar günü de şenliğin son günüydü ve her yılki gibi Soğanlı yaylasına çıkılacaktı. Biz de biraz geç de olsa çıktık yola. Yayla biraz uzak şehre, uzak olmasından öte yolu çok kötü. (Şirketten bir araba almıştım orada olduğum süre için) Bir dağ tırmanıyorsunuz sonuçta ve sürekli dönüşler var, toprak bir yol. Bu zorlu tırmanış yarım saate yakın sürdü ama o kadar yoruldum ki, sanki araba ile değil de yürüyerek çıktım. Yayla da çok kalabalıktı. Şenlik havasında, her yere seyyar satıcılar pazarlardaki görüntüleri andıran yerler kurmuşlar ve her türlü şey satılıyor. Bir sürü de yiyecek çadırları. Şenlik alanı için bir sahne kurulmuş araçların üstünde. Yine Bayburt türküleri dinledik biraz. Her yıl yaylada şenlik ağası seçilir. Bu ağa da şenliklerin masraflarını karşılar. Modern anlamda sponsor yani. Ağalık, açık arttırma usulü ile seçiliyor. En çok parayı veren şenlik ağası oluyor yani. Mevut ağanın, bir yıl daha ağalık yapması milletvekillerinin de isteğiyle kararlaştırıldı.

Pazartesi günü yine geldiğim gibi, otobüsle Erzurum'a ve Erzurum'dan uçakla Ankara'ya yine akşama doğru döndüm. Sözde İtalya'ya gidecektik. Vize için randevumuz vardı Salı gününe ama daha sonradan öğreneceğim gibi boşuna bu kadar erken dönmüştüm...