Dilenci

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdırePosta

Yazar: Necip Mahfuz

Türkçesi: Alova

Yayınevi: Bordo Siyah Klasik Yayınlar, İstanbul 2003 -  Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Tür: Çağdaş Dünya Klasikleri - Roman

Sayfa: 159

Yazar Hakkında:

1988'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Necip Mahfuz 1911 yılında Kahire'nin en kalabalık semtlerinden biri olan Cemaliye'de doğdu. Pekçok romanının konusunu buradan almıştır. 1972 yılında emekli oluncaya kadar, çeşitli resmi görevlerde bulundu. On yedi yaşında yazmaya başlayan Mahfuz'un ilk romanı 1939 yılında yayımlandı. Otuzu aşkın roman ve yüzden çok öyküsü bulunan yazarın kimi yapıtları sinemaya aktarılmıştır. Mısır'ın yaşlı edebiyatçılarından Yusuf İdris onun için şunları diyor: "Korkunç derecede disiplinli. 50 yıldır perşembe ve cuma günleri Kahire entelektüellerinin gittiği geleneksel kahvelerden birinde arkadaşlarıyla buluşur, çok istekli bir dinleyici, ama tutumlu bir konuşmacı."

Arka Kapak:

1950'li yılların başında, Kahire'de geçen Dilenci'de Mahfuz, gençliğinde ateşli bir devrimci olan, ama orta yaşlarında toplumsal geşişmenin gerisinde kalmış, aklın gelgitleri içinde bunalmış, vicdanı kararmış Ömer'in yaşadığı psikolojik işkenceyi konu alıyor. Hayatını yenilemeye çalışan Ömer, çözümü bir dizi gönül serüvenlerinde ararken işini ve ailesini ihmal eder. Ama böylesine bir yaşam tarzı onu kurtarmaktan çok; giderek, kendisine ve yaşama yabancılaşmasını getirir. Mahfuz, okuru yalnızca ana karakterin psikolojisine yöneltmekle kalmıyor; sanat ile bilim, idealizm ile gerçekçilik arasında yolunu bulmaya çalışan bir ulusun vicdanını da irdeliyor.

Kendisine Nobel Edebiyat Ödülü'nün verildiğini duyan Mahfuz, "Mısırlıları kutlarım, onların küçük bir adamı büyük bir ödül kazandı." demiştir.


SEÇİLMİŞ YAZILAR

Can sıkıntısı, en duyarlı vicdanı bile vurdumduymaz yapar.

Başka güçler çıktığında karşımıza, yanlış yapma rahatlığını yeğledik.

- Aslında, doktor, şimdi'nin dışında bütün zamanlar çekici.
- Zamana anlam veren bizim yaşam sevgimiz.

Dalganın biri olağanüstü yükseldi, binlerce ton köpük kıyıya çarptı, sonra yenilerek geri çekildi ve ruhunu teslim etti.

O geceler şehvetle devinen bir hayvan değildim, umutsuzluk içinde acı çekiyordum.

Uygarlık, bizden karanlığın güzelliğini çaldı.

Sonunda acı verse de aşk değerli bir şeydir.

Fare ne kadar tiksinç olursa olsun, kafeste acınacak haldedir.

Roma'yı yakan Neron değil, umutsuz tutkulardı. O tutkular ki yeryüzünü sarsabilir, yanardağlar püskürtebilir.

Son: "Beni gerçekten istediysen neden bıraktın?"