Doğunun Limanları

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdırePosta

Yazar: Amin Maalouf

Çeviren: Esin Talü - Çelikkan  (Fransızcadan)

Yayınevi: YKY, İstanbul, Kasım 1996 (1. Baskı) / Eylül 2003 (27. Baskı)

Yapı Kredi Yayınları - 710 - www.yapikrediyayinlari.com  e-mail: Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Tür: Roman

Sayfa: 167
------------------
Odile Cail'e ...
------------------


SEÇİLMİŞ YAZILAR

Muazzam bir sevgi, umut dolu bir bakış, ama aynı zamanda beklenti dolu bir bakış. Ağır. Tükendirici.

Önümden üç kız geçti. Bir şenlikten kaçmış, bir tablonun içinden çıkmış gibiydiler.

O zaman hemen susuyor, afallıyordum. Ne söyleyebilirdim ki? Diğerleri, gerçek yada hayali serüvenlerini anlatıyorlardı. Benimse sadece düşlerim ve yaşamın basit istekleri vardı.

Bir insan hayatının doğumu ile başladığına emin misiniz? Hayatım, doğumumdan yarım yüzyıl önce başladı.
(...) Benim öz öyküm için önemli olan, o gün genç bir kadının attığı çığlık, haykırıştır.

Doktor Kitabdar, bir şokun etkisiyle aklını yetirmiş olan birinin, bir başka şokun etkisiyle iyileşebileceğini düşünüyordu. Gebelik, analık, ama esas doğum. Kan kanı yok eder. Kuramlar.. Kuramlar..

Sana en değerli kitaplarımı verebilirdim; her şeye sahip birine bile eski bir kitap hediye edilebilir. (Nubar)

İnsanların asi doğduklarını, okulların onları uysal, yumuşak başlı, kapıkulu kimseler olarak yetiştirdiklerini söylüyordu. Geleceğin ihtilalcileri böyle bir yoldan geçemezdi. Sürünün içinde boğulup gidemezlerdi!

Yaşım ilerledikçe, her konuda babama hak verir olacağım. Sanırım diğer erkekler için de bu böyledir.

Nazizmden, Fransa'yı işgal ettiği gün değil, Almanya'yı işgal ettiği gün nefret ettim.

İnsanın her zaman başına, iyi bir dava uğruna kötü adam olmak gibi bir durum gelmez.

Kahraman olduğunuzu yadsımaya kalktıkça ününüz büyür, üstelik alçakgönüllüsünüz diye saygınlığınız artar. Söylendiğine göre, alçakgönüllülük, kahramanların yüce erdemidir.

Hiçbir beklediği yoktu, kendisine sunulanın dışında. Şansı varmış ki, kimse ona ölümü sunmadı.

Artık yoluma hiçbir engel çıkmayacağı duygusuna sahiptim. Engel yokmuşçasına yürümem yeterliydi. Düşüş işte böyle başlar.

Tanrım, gökyüzü o gün ne kadar maviydi!

Geçmişe özlem, benim için sadece bir saygı ifadesiydi, sevdiğim, taptığım ise gelecek idi.

Daha önce görmüştüm, daha önce yapmıştım, daha önce gerçekleştirmiştim duygusu ile Clara'yı öpmedim hiç, hatta elini bile tutmadım. Daha önce sevmiştim duygusuyla da! Aşk, el değmemiş olarak kalabilir, heyecan da öyle. Aylar da geçse, yıllar da geçse! Hayat, bıkılacak kadar uzun değil.

Yazgının karşısında, kedinin öldürmeden önce oynadığı fare gibiydim. Farenin, o anda, çıldırarak, kaçmayı beceremeyecek, bir çıkış yolu bulamayarak, kendi çevresinde dönüp durduğu söylenmez mi?

Serveti sayesinde yeterince saygınlık kazanmıştı; kabul edersiniz ki saygınlık, satılık bir kadın gibidir..

İçimdeki öfkeyide biriktirmeye ihtiyacım vardı. Tıpkı çölde kaybolan ve susuzluk tehlikesi karşısında kalan insanların bazen, yaprakların üzerindeki şebnemleri içmek üzere damla damla biriktirdikleri gibi.

Şayet hayatta kalabildimse, hayatta kalmamak da bir iradeyi gerektirdiği içindir. O iradem bile yoktu. Ölüme el uzatmak iradesi hatta gücü bile yoktu.

Tünelin ucunda ışık görünmese bile, ışık varmış gibi yürümek ve ışığın görüneceğine inanmak gerekir.

Bazıları, geleceğe inanmaya devam ettikleri için sabrederler. Bazıları, işi bitirmeye cesaret edemezler. Korkaklık, kuşkusuz hor görülmeli ama o da yaşamın bir parçası. Kabullenmek gibi, hayatta kalma araçlarından biri.

Ölüme son çare olarak bakmalısın. Hiç kimsenin seni alıkoyamayacağını bil. Ama ölüme gidebileceğin için, onu yedekte tut; sonuna kadar. Diyelim ki gece bir kabus gördün. Bunun bir kabus olduğunu bilirsen ve kurtulmak için başını biraz oynatman yeter. Her şey daha basit, daha dayanılır hale gelir ve bir bakarsın en korktuğun şeyden zevk alır olmuşsun. Hayat seni korkutuyorsa, içini yakıyorsa, en yakınların çirkin maskeler takmışsa... hayat budur de, ikinci kez çağrılmayacağın bir oyun olduğunu söyle. (Bu günlerin geçtiğini görmek için yaşa...)

Sonu gelmeyen an, ulaşılmayan an yoktur. Büyük bir tutku ile beklenirse, zaman geçtikçe beklenilen günün yaklaştığı sanılır...

Yıllar ve yıllar geçti ama zaman, bir yansımadır; geçmiş saatler ve günler, haftalar ve yıllar sonunda aynı kül yığınına sahip olurlar. Gelecek sonsuzluğa kadar gitse de, saniye saniye yaşanır. Clara gelirse, bir an kesintiye uğramış öyküleri devam edecektir.


- Olan bitene şaşırmamalı İsyan. Kendi kendine, kardeşinin sana göre, bir üstünlüğü olduğunu tekrar et.
- Nasıl bir üstünlük?
- O, eski bir direnişçinin kardeşi, sense eski bir kaçakçının!

28 yıl sonra, yine aynı yerde, Horloge rıhtımında iki kule arasındaki o buluşma..
________

* İmparator topluluklarından Sultanın yüce elinin beş parmağı olan Türkler, Ermeniler, Araplar, Rumlar ve Yahudiler...

* PAJUW: Filistin Arap ve Yahudi İşçiler Birliği.

----------->
Geleceğinden, onurundan, en sade zevklerinden yoksun kalınca, geriye ne kalır? Bekleyen bir sevgi? Sakin ama güçlü bir sevgi. Belki Tarihten de güçlü!
<-----------