SEÇİLMİŞ YAZILAR

Bu bölümde genellikle okuduğum kitaplardan beğendiğim yazıları bulacaksınız.

Kitapların yanı sıra farklı kaynaklardan aldığım yazılar da var.

Gerçekten güzel yazılar ve hikayeler var. Okumanızı tavsiye ederim.

Ayrıca Kitap Özetleri bölümünde her özetin içerisinde o kitaptan seçilmiş yazılar var.

 

Kısa Hikayeler

Herkes Kendi İşini Yapsın 

Adamın biri banka şubesinin önünde kestane satan bir arkadaşına gitmiş. "Çok sıkıştım, bana borç verir misin?" demiş. Kestaneci arkasındaki banka şubesini gösterip cevap vermiş. "Bu banka ile anlaşma yaptım. Onlar kestane satmayacaklar, ben de kimseye borç vermeyeceğim.


Er Hans

Alman ordusunda bir askerin (Er Hans) babası ölmüş. Bu haberi askere iletmesi için albay, bölük komutanını görevlendirmiş ve haberi alıştıra alıştıra vermesini istemiş.

Komutan askerleri toplamış. "Hazır ol!" komutunu verdikten sonra, "İçinizde son zamanlarda babası ölen var mı" diye sormuş. Kimseden ses çıkmayınca; "Er Hans, seni yalan söylemekten üç gün hapse mahkum ediyorum." diye bağırmış.


Fasülyenin Cücükleri

Alman ordusunda askerler için pişirilen yemek kazanı gelmiş. Kazana kepçeyi daldıran asker fasülyenin suyunda kurtçukların yüzdüğünü görüp, komutanına haber vermiş. Komutan şöyle bir askerlere bakmış, fasülyedeki kurtçukların huzursuzluğa sebep olacağını ve disiplinin sarsılabileceğini hissetmiş. Einstein'in 'Potemkin' filmindeki sahneyi hatırlamış. Eline kaşığı almış ve kurtçukları birer birer yakalayıp yemiş. Sonra da askerlere dönüp: "Onlar kurtçuk değildi, fasülyenin cücükleriydi." demiş.


Asur Askerleri

Ülkenin her askeri, orduya girdiğinde bir ağaç dikiyor ve tohumu diktiği yerin üstünden her gün atlyor. Tohum sürgün veriyor, asker üstünden atlamayı sürdürüyor. Sürgün bitki haline geliyor, asker üzerinden atlamayı sürdürüyor. Bu işten bıkmıyor, bunun bir zaman kaybı olduğunu düşünmüyor. Ağaç yavaş yavaş büyüyor ve askerler giderek daha yüksekten atlıyorlar. Böylelikle, engelleri aşmaya sabırla ve özveriyle hazırlanıyorlar...

ismini hatırlayamadığım bir kitap ya da dergiden alıntıdır...  


 

Samuray

* Kiraz çiçeği solana kadar ağaçta kalmaz. En güzel döneminde ağaçtan düşer, aynen samurayın savaşırken öleceğini düşünmesi gibi.

* 47 Ronin, 1703'te efendilerinin ölümünden sorumlu subayın başını keserek şogunun iktidarına karşı çıkmıştı. Daha sonra seppuku yapan roninler Japonya'nın en sevilen isyancıları olmuştu.

* Gururlu insanlar sonsuza dek yaşamaz, onlar bir ilkbahar gecesi rüyasına benzerler. Güçlüler bile yok olacaktır, tıpkı rüzgarın önüne kattığı tozlar gibi. (13. yy. Samuray savaş öyküsü: Heyke Monogatori'nin ilk cümleleri)

* Tokugava ieyasa: Japonların gelmiş geçmiş en güçlü şogunu / 15 şogunun yer aldığı Tokugava hanedanının ilk şogunu.

* Savaş ağalarının her yenilgisiyle hayatta kalan işsiz savaşçılar, ronin (dalgaların adamları (ne yapacağı bilinmeyen)) olarak bilinen başsız kalmış samuraylar kırsal kesimlere akın etti.

* Ronin'ler barışçı Edo döneminde köylerde keşişler gibi gezerek sadaka topluyordu.

* Savaşsız kalan samurayların çoğu genellikle bambu değneklerle gerçekleştirilen kılıç dövüşü gibi sporlara yöneldi.

Noh: Seçkinlere yönelik ciddi ve geleneksel bir tiyatro türü.

Şamizen: Bir tür ut.

Geyşa dansı: Samurayların yasak zevki.

Hakama: Samuraylara özgü bol bir pantolon.

Kendo: Kılıç kullanma

Huyudo: Okçuluk

Jiujitsu: Silahsız dövüş

Vakizaşi: Daha kısa ve daha çok kapalı mekanlarda kullanılmaya uygun bir hançer.

Aşigaru: Hafif piyade

Katanakaci: Uzun kılıç yapımcısı.

Banzai: (her şeyi göze aldıkları) saldırıları.

Buşido: Savaşçı kuralları

Sangoku Cidey = Savaşlar dönemi. (15. yy. ortalarında 100 yıllık dönem)

Arkebüz: Omuzda taşınan ilk ateşli silah. Arkebüz denilen silahları, gemileriyle Çin'e giden Portekizli maceracılar 1545'te Japonya'ya getirdi. Japonya tüfek tekniğini kopyaladıve 30 yılda Japon ordusu, askerlerin savaşlarda omuzladığı tüfek sayısıyla başı çekmeye başladı.

Kaynak: National Geographic Türkiye dergisinden alıntıdır.

   

Zaman

Doğumumda, birkaç yıl vardı ölümle aramda; bugün belki birkaç saat; ama sonsuzluk karşısında nedir ki bir yıl? Bir gün? Bir saat? Bir saniye? Bu ölçülerin yalnızca çarpan bir yürek için anlamı var.

Kaynak: Amin Maalouf'un Yüzüncü Ad kitabından alıntı.


 

Mükemmel Hayat Yoktur

Mükemmel bir hayat yoktur... Hayat hiçbir zaman mükemmel değildir; daima eksik, bozuk ve kötüdür, mükemmel olan ölümdür ve mükemmel olmayan her şeyin mükemmele aktığı gibi hayat da ölüme akar, orada mükemmele erişir.

Kaynak: Ahmet Altan'ın Kılıç Yarası Gibi kitabından alıntı.


   

Hayat Derinlerde Yaşanıyor

Büyük, geniş bir deniz gibi yaşıyordu.
Herkes suyun üstünü görüyordu ama asıl hayat derinlerde, kimsenin görmediği, bazen kendisinin bile izlemekte zorlandığı diplerde yaşıyordu, kendi hayatının görünür ve görünmez bölümleri arasındaki büyük fark onun neredeyse görünür her şeyden kuşkulanmasına yol açıyordu. Bazen diplere dalıyor, orada kızıl mercan kayalıklarını andıran heyecanların, daha önce hiç görmediği su çiçeklerine benzeyen yeni duyguların arasında dolaşıyordu ama hiçbir zaman üstte görülen hayatla da ilişkisini koparmıyordu, dışardan bakıldığında her şey eskisi gibi sürüyordu.

Kaynak: Ahmet Altan'ın Aldatmak kitabından alıntı.


 

Hayatın Zorlukları

Bir zamanlar başına gelen olumsuzluklardan sürekli yakınan bir kız varmış. Bir gün aşçı olan babası, kızını çalıştığı lokantanın mutfağına götürmüş. Üç cezve çıkarmış; cezvelere patates, yumurta ve kahve çekirdeği koymuş. Bunları ocağa koyarak beklemeye başlamış. Bir süre sonra cezvelerin içindekileri çıkarmış. Baba, meraklı gözlerle bakan kızının patatese dokunmasını istemiş, patates yumuşacıkmış. Sonra kız yumurtaya dokunmuş, yumurta da çok sertleşmiş. Kız, son olarak da kahveyi içmiş, kahve çok lezzetli gelmiş ona. Baba kızına sormuş: Sen bunlardan hangisi olmak istersin, patates gibi çok sertken hayatın zorlukları karşısında hemen pes edip yumuşamayı mı; yumurta gibi yüreğinin katılaşmasını mı; yoksa yaşadığın iyi yada kötü her şeyin hayatına anlam kazandırmasını ve sonunda hayatında iyi bir tat yakalamayı mı?

Kaynak: Bilinmiyor.


   

Fikirleri Uygulamak

Kedinin yaptıklarından bıkan fareler çözüm yolu bulmak için bir araya gelir. Genç bir fare, “Kedinin boynuna bir çan asalım. Böylece geldiğini duyar, tedbir alırız.” diye bir öneride bulunur. Fareler onu çılgınca alkışlayarak onaylar. Bu esnada yaşlı bir fare konuşmak için izin ister. “Her şey güzel de bu çanı kedinin boynuna kim asacak?” der....

  • Bir düşünceyi hayata geçirmek, onu düşünmekten daha önemlidir.

Kaynak: Bilinmiyor.


 

İnsan Olmak

İnsan olmak, yerine göre gülmeyi, oynamayı, hayal etmeyi, espri yapabilmeyi gerektirir. Son derece ciddi, aşırı dikkatli, gülmekten korkan, duygusal kontrolü aşırı boyutlara vardıran her türlü duygusal ifadeyi hafiflik olarak nitelendiren kişi, iyi insan olma niteliklerinden birini kazanamamış demektir. Bu nedenle böyle insanlar toplumsal ilişkiler kurmada zorlanır. Başkaları ile bir şeyler paylaşmaları çok zordur.

Kaynak: Bilinmiyor.


   

Hayat

Hayat her zaman cömert davranmaz bize. Tersine, çoğu kez zalimdir; sunduğu fırsatlar sürekli değildir. Toyluk zamanlarımızı ödetir. Hoyratça kullandığımız ve eskimeden yıprattığımız dostların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün. Bir akşamüstü bakarız ki, yanımızda kimse yoktur. Yada olanlar, olması gerekenler değildir. Yıldızların bizim için parladığını görmeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir...

Kaynak: Bilinmiyor.


 

Yazma Sanatı

Dil konusunda hassaslığı ile tanınan, özellikle az sözcükle çok şey anlatmayı kendine ilke edinmiş, bir yazarımızdan beş on sayfalık bir mektup aldım; şaşırmıştım. Mektubunu sabırla okudum ve okurken bu mektup, o yazarın kaleminden mi, diye düşündüm. Mektubun sonundaki notu okuduğumda şaşkınlığım da geçti. Şöyle diyordu: “Kusura bakma zaman olmadığı için bu kadar uzun yazmak zorunda kaldım.”

Kaynak: Bilinmiyor.


   

Güzel Sözler

  • Herkesin kafasına elma düşebilir; ama herkes yerçekimini bulamaz...

 

  • Ders alınmış başarısızlık, başarı demektir.

 

  • İnsanların en büyük dostu, zorluklardır; çünkü onları karşılaştıkları zorluklar kuvvetlendirir.

 

  • Pencereden başka bir gökyüzünü izlemek, başka aynalara bakmak, başka bir aynada yüzünü görmek, insana değişik duygular yaşatır...

Kaynak: Bilinmiyor.


 

Şiir

Müzisyen, ressam ve yontucu olmak cazip görünebilir. Kendini yetiştirme ve yetenek işidir bunlar. Müzisyen, ressam ya da yontucu olmanın okuyucuları vardır. Şöyle bir araştırdım; 1950’lilerden bu yana bine yakın şair, şiir dünyamıza ürün vermiş. Ressam ve yontucu sayısına bakıyorum, iki elin parmakları kadar. Roman ve öykü yazarlarımız da öyle. Eleştirmense yok denecek kadar az. Peki, şiirdeki bu artışın nedeni nedir? Ülkemizdeki yazarlarımızın şair ruhlarının zenginliği mi, yoksa şiir yazmanın kolay bir sanat dalı durumuna sokulmuş olması mı? Sanırım ikincisi.

Kaynak: Bilinmiyor.


Şiir usa vurmanın nesnesi olamaz. Çünkü şiir bir yapıdır; tıpkı karanfil, papatya gibi. Evinizdeki muhabbet kuşunun çıkardığı seslerin toplamı da bir yapıdır. Peki, papatyada niye bir mantık aranmıyor, kuşların sesinden haz alınıyor ama neden bir mantık aranmıyor da şiirde mantık aranıyor? Aranmamalı, şiir ya güzeldir ya değildir. Bu kadar basittir.

Kaynak: Bilinmiyor.